Thursday, 29 December 2011

  • Çiçekli Elbise

    hasefe teyzenin ali'ye sarılıp ağlamasıyla gözleri nemlendiren bir bölümle ekrana gelen dizi. eskiler boşa dememiş ana gibi yar olmaz diye. kötü de olsa evlat efendim atsan atılmaz, satsan satılmaz. son olarak neriman karakterine hayat veren ve bizleri kendisinden ciddi anlamda soğutan zeyno eracar hanımı ayakta alkışlıyorum. kötü kadın karakterini her insan başaramaz. bravoo zeyno hanım. her ne kadar oynadığınız karaktere beddualar saydırsam da affola. rolünüzün hakkını fazlasıyla veriyorsunuz.

    şimdi bu bölümde laklakı düzgünce oynatmaya çalışıp da oynatamadığı esnada osman'ın suratı öyle bir hal alıyordu ki, dizinin o bölümünü o sahnelerden itibaren ve kamera osman'ın yüzüne kilitlenmiş haldeyken izlemeye başlayan, osman'ın laklakını görmeyen biri osman'ın masturbasyon yaptığını düşünebilirdi. böyle bir yüzü gözü seyirmeler, dudağını ısırmalar, kaşlarını çatmalar falan... hayır tamam sinir oluyorsun da, senin sinir olman böyleyse...

    ali kaptanın evini nasıl örümcek sarmış arkadaş. bir de o nasıl örümcekmiş Çiçekli Elbise arkadaş, evin içini dışını döşemiş sanki yüz yıldır eve uğrayan yok.

    -napmışsın örümcek abi sen, iki yıl hep kabız mı oldun nedir, kalın kalın örmüşsün tüm evi. bir de kafan kıyak mıydı neydi, iki içe bir dışa, haraşo yapaydın, overlok geçeydin, hep bozuk ağ örmüşsün, ayıp ama.

  • En Moda Abiyeler

    zaman bir türlü ilerlemediği için ismi öyle bir geçer zaman ki yerine nasıl geçecek ki bunca zaman olarak değiştirilmesi gereken dizi. kaç sezon olarak planladıklarını bilmiyorum ama isminin aksine zaman bir türlü geçmiyor dizide. cemile'nin uzaylı fönü de gözümden kaçmadı.

    "ne şahane yeni komşularım var, akşam akşam son ses klasik müzik dinliyorlar, bu ne sanat aşkı, bu ne entelijansiya" derkene zapladım ve gördüm ki bu son ses klasik müzik bu dizinin bu akşamki baba oğullu bir sahnesinin fon müziği imiş. buna da şükür.

    ben carolin ''hamileydim'' dediği an, çocuğu doğrurup sattığını düşündüm. En Moda Abiyeler son ana kadar ''hasefe hanım'' diye mektup yazana kadar öyle sandımdı! vayyy beee dedik ailecek. gerçi bazı yazarlarımız geçen bölümden tahmin etmişlerdi çocuğun tipine bakarak, aferim onlara... bu olay ekber'in göründüğü sahnenin şaşkınlığını bile attı üzerimizden! bu arada ekber'in carolin'i şaşkın,vayy anasını edasıyla dinlemesine bittik...

Wednesday, 28 December 2011

  • Son Moda Kıyafetler

    giyenini vezir de, rezil de edebilen kıyafet. yakıştırmasını bilmekle ilgili olsa gerek -ki ikinci gruba dahil olan örneklerden her gün onlarca görmeme rağmen ilk grupta olanları numunelik bazda izleyebiliyorum. bunlardan biri de benim iş arkadaşım olur uzaktan. öyle uzun boylu, yapılı bir adam olmamakla beraber, hayatımda gördüğüm, takım elbiseyi iyi taşıyan bir kaç insandan biri olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. hatta adama sırf bu yüzden bir hayranlık bile besliyorum ("huyunu suyunu bilir misin?" desen kalırım öyle). bir gün takıcam koluma bu adamı, önünden geçtiğim odalarda kendisini boydan Son Moda Kıyafetler göstererek "takım elbise budur beyler; ceket kol uzunluğu şöyle olmalıdır; bu renklerle şu renk ayakkabı/çorap giyilir, kemer kravat takılır; dilsiz uşak hangi ulvi amaçlarla odalarda bulundurulur...vs" diye kendisini canlı manken olarak kullanacağım anlatılar düzenleyeceğim. ibret-i alem için yapacağım bunu sanırım (ilerde).

    bugün ki iş görüşmesinde şirket yöneticilerinden birisi, gri takım elbiseyle iş görüşmesine gelen elemanı kenara çekerek bir şeyler söyledi. bizde merak ettik, hayırdır ne dedi sana diye, şöyle demiş: "kızmak, gücenmek, kırılmak yok, her zaman iş görüşmelerine koyu renk takım elbiseyle gel, bu önemli bi faktördür."

  • Son Moda Elbiseler

    oldum olası kıyafete önem vermiş biri değilim. bir çul bir çaput düsturunu benimserim. öyle ki sözlükte bile beni bilenler bilir, eşofman altına kundura, üzerine palto, içe hırka gibi garip kombinasyonlarla bile dolaşmışlığım vardır. diyorum ya hiç aldırmam. bu tür bir giyim kuşam ehliyken hayatta takım elbiseyle işim olmayacağını düşünürdüm; kaldı ki en büyük hayalim devlet memurluğu, neden böyle yoz bir düşünceye kapıldım, onu da bilmiyorum. böyle düşünürken geçen hafta bir düğün için mecburen takım elbiseye sokuldum, sokulmaz olaydım. ulan takım elbiseyi ben değil de sanki o beni giydi, o kadar rahatsızım içerisinde. hani cem yılmaz anlatıyor ya, türkler uzayda nasıl komik geliyor, kafada fanusun içinde sigara yakmış bıyıklı bir türk, işte ben de tam bir ''hkb takım elbisenin içinde'' durumundayım. üzerimde resmen bağırıyor elbise. hele bir de kravat var ki sanki boynum bir yerlere kaçacak da Son Moda Elbiseler onu zorla zabt-u rapt altına almış gibiyim. dışardan bakan boynum bana isyan etti zanneder. ceketin kollar sürekli bedenime temas ediyor, biri elliyormuş gibi huylanıyorum. pantolon habire araya kaçıyor. öyle rahatsız rahatsız dolaştım dostlar 4 saat boyunca takım elbisenin içinde. takım elbise giymemek için büyük yeminler ederken temmuzda evlenecek olan kuzen kendi sağdıçlık görevini bana tevdi etti. mecburen bir takım elbiseli hafta sonuna daha katlanmam gerek. gerçi küçük altın da takıyorlar sağdıça, katlanırım. satar harçlık ederim kendime. az para değil dostum, bugün 100 tl'yi geçmiş bir altın. öyle altın deyip geçme.

Tuesday, 27 December 2011

  • oyalar örnekleri

    sanem hanım sana da sözlerimi hazırladım merak etme. lan sen nası bi kadınsın. gelmişsin 50 yaşına, 18 yaşındaki kızla sidik yarıştırıyosun. ayıp lan. yok apartmandan attırmalar, yok huzurumuzu kaçırıyolar, yok apartman silah sesi bile duydu sayenizde. lan yatacak yerin yok sanem. zaten emirtoşumun aklına da sen düşürdün feriha-kaptan ilişkisini.

    bu arada biz kaptandan daha cool bi karakter olamaz diye düşünürken, başımıza kaptanın kardeşi çıktı. adam doğduğundan beri görmediği abisini buluyo, "babama benziyomuş" diyo odasına geçiyo. biz izleyici bir sarılma bi öpüşme bi ağlaşma bekledik. aman o da zor. analarıyla bile "siz"li konuşuyo bu gavatlar.

    cansu denilen kızın bir temiz sopayı hakettiği dizi. senaristler sizden rica ediyorum oyalar örnekleri gelecek bir bölüm şu kızı dövdürün birilerine nolur lan. ekran başında tırnaklarımı yiyip saçlarımı yoluyorum sinirden. yelloz seni. bir de bu kızı ne zaman okulda görsem defter yerine çanta taşıyor. android misin kızım sen nereye kaydediyon o bilgileri.

    meğersem beykent üniversitesi okul değil de kafe gibi bir yermiş sanırım. defterle giden bir feriha var lan. ayrıca aşk-ı memnu'nun biricik hizmetçisi cemile de bir zayıflamış bir güzelleşmiş ki sormayın. kafede bık bık konuşurken koray şunun dudağına bir yapışsa da ateşini alsa azıcık. 

alican35

  • Visit alican35's Xanga Site
    • Member Since: 6/15/2011

Recommended

[no recommendations]

Groups

[no groups]